Amy Winehouse belgeseli

Formula 1 efsanesi Aryton Senna'nın 2010 yılında yayınlanan belgeselini izleyen oldu mu? Ben izledim ve kendimi yıllar önce hayatını kaybetmiş bu güzel adam için ağlarken, belgeselin yönetmeni için de minnet duyguları duyarken buldum.İşte şimdi bu güzel yönetmen, Asif Kapadia, Amy Winehouse'un belgeselini çekmek için kolları sıvamış. Zaten sanıyorum bu olayın benim için haber değeri taşımasında da yönetmen koltuğunda onun oturacak olması. Kapadia, “Bu çok modern, duygusal ve önemli bir film olacak. Amy benzeri zor bulunan bir yetenekti ve herkesin dikkatini çekti, herkesi büyüledi. Fakat ne yazık ki bitmek bilmeyen medya saldırısına ve sorunlu ilişkilerine kurban gitti” diye açıklama yaparken, bu yapımın öyle sıradan bir şey olamaycağının sinyallerini fazlasıyla veriyor.

Son yılların en iyi korku filmlerinden biri; Lanet!

Korku sineması izleyicilerini tek bir cümlede buluşturan film: “gerçekten çok iyiydi”!

Korku filmi fanatiğini olarak; Scott Derrickson yönetmenliğinde çekilen ve başrollerini Ethan Hawke, Juliet Rylance ve Fred Dalton Thompson’ın paylaştığı orijinal adıyla Sinister Türkçe adıyla Lanet’i cidden çok beğendim.

http://www.youtube.com/watch?v=pgYxydrVlDk

Korku filmlerinden hiç korkmayan eşimi bile ürperten ve büyük bir ilgiyle hiç sıkılınmadan izlenebilen bu güzide filmin konusu şöyle:

Gerçek suç olaylarını araştırıp haklarında romanlar yazan ünlü yazar Ellison Oswalt, yeni bir olay üzerinde çalışmaya başlar ve ailesiyle birlikte olayın geçtiği eyalete ve hatta direkt o

eve taşınarak araştırma yapmaya girişir.

Evin tavan arasında bir kutu içerisinde 8 mm’lik filmler bulan yazar, filmleri izlemeye başlar ve kendini kökleri 1960’lı yıllara dayanan korkunç bir cinayet öyküsünün içerisinde bulur.

Korku filmi sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir film, hele sinemada izlemek iyice zevkli olur!

Nicholas Cage’in başrolünde oynadığı Suç Ortağı’nı kaçırmayın!

Adrenalini yüksek kaliteli bir suç filmi!

Simon West yönetmenliğinde çekilen ve başrollerini Nicholas Cage, Malin Akerman, Josh Lucas, Mark Valley ve Danny Huston’ın paylaştığı Suç Ortağı; temposu bir an olsun düşmeyen oldukça ilgiyle seyredilebilecek bir suç filmi.

Usta bir hırsız olan Will Montgomery, 10 milyon dolarlık büyük bir soygun esnasında arkadaşının ihanetine uğrar ve yakalanarak 8 yıl hapse mahkûm edilir. Hapisten çıkan Will’in en büyük amacı kızıyla arasını yeniden düzeltebilmektir. Polis ve soygunda ona ihanet eden arkadaşının aklı ise Will'in 8 sene önce yakalanırken 10 milyon doları ne yaptığındadır.

Hırsız arkadaşı, Will’in en değer verdiği kişi olan kızını kaçırır ve 12 saat vererek kendine 10 milyon doları getirmesini ister. Geçmişte yakalanmadan önce tüm parayı ateşe atarak yakan Will ise bu zorlu durum karşısında son olarak bir büyük soygun daha yapmaya karar verir.

Suç filmlerinin her türü kadınlara hitap etmez ama bu film, her cinsiyetten izleyicinin ilgisini cezbedecek kadar iyi bir yapım, şiddetle izlemenizi tavsiye ederim!

Oyuncu Dosyası: Juliette Binoche

Zarif, güzel, sofistike ve çook yetenekli!

Oyuncu Dosyası: Juliette BinocheFransızlara özgü o mistik ve seksi cazibeye sahip, gelmiş geçmiş en yetenekli kadın oyunculardan biri olan Juliette Binoche; Fransa’nın film başına en çok kazanan aktrisidir.

9 Mart 1964 yılında, Paris’te sanatçı bir ailenin çocuğu olarak doğan Juliette; küçük yaşta oyuncu olmaya gözünü dikmiş ve Conservatoire National Supérieur d'Art Dramatique de Paris`de oyunculuk eğitimi almıştır.

Aktrislik kariyerinde yükselmeden önce bir dönem kasiyerlik ve modellik yapmış olan güzel yıldız; ilk olarak adını Pascal Kane’in Liberty Belle isimli filminde, küçük bir rol alarak duyurmuştur.

Bunun ardından 1985 yılında Je vous salue, Marie adlı filmde yönetmen Jean-Luc Godard ile birlikte çalışmıştır.

Juliette Binoche adını, 24 yaşındayken oynadığı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (The Unbearable Lightness of Being) adlı sinema filmi ile tüm dünyaya duyurmuştur.


Dramların aranılan yüzü!

Güzel yıldızın adı ile birlikte anılan ve hafızalara kazınan bir diğer film ise Kieslowski`nin Üç Renk üçlemesinin ilk filmi olan Üç Renk: Mavi’dir.

http://www.youtube.com/watch?v=5tkPCazE1u4

İngiliz Hasta filminde oynadığı hemşire rolüyle Oscar'da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün sahibi olan Binoche, Johnny Depp ile başrollerini paylaştığı Çikolata filmi ile de adını sinema tarihine altın harflerle yazdırmayı başarmıştır.

Öyle ki, bir seyirci olarak filmi izledikten sonra hikâyenin romanını alıp okuma ihtiyacı hissetmiştim ve bu ilgi %100 Juliette’in cazibeli ve tadına doyum olmayan oyunculuğu sayesinde oluşmuştu!

Oyuncu Dosyası: Juliette BinocheAndre Hall’den Raphael, Benoit Magimel’den ise Hanna adında bir kız bir de erkek iki çocuğu bulunan güzel yıldızı, şu an vizyonda olan Elles filmi ile sinemada izleme şansına sahip olabilirsiniz.

Güzel olduğu kadar anlamlı bir yüz ifadesine sahip olmasıyla rakiplerini geride bırakan zarif yıldızı bilhassa dram filmlerindeki güçlü performansları ile izlemek ayrı bir keyif!

Juliette'in oyunculuğunu diğer dönemdaşı aktrislerden ayıran en önemli özelliklerden biri; duyguları yüz ifadeleri ile sözlere gerek kalmadan müthiş bir şekilde yansıtabilmesi ve her duyguyu tıpkı gerçekten yaşamışcasına seyirciye güçlü bir şekilde geçirebilmesi!


Güzel olduğu kadar da derin bir kişilik!

Binoche’nin oyunculuk üzerine yaptığı bir söyleşide paylaştığı düşünceleri, onun sıradan bir aktris değil; anlamış, olgun, derin ve bilge bir kadın olduğunun da göstergesi niteliğindedir:

“Oyuncu olmak kendinden geçmek, sihir yaymaktır. Size sunulmuş bir şeyi, güzelliği, gücü ya da esin perisinin son armağanını, kim bilir belki de yoksunluğu paylaşmaktır. Çünkü film yapmak, fırtınada bir gemi gibidir; dümende biri vardır, diğerleri izlemededir; bir kişinin boğulması diğerlerinin de boğulacağı anlamına gelir. Filmler aralık kapılardır ve her kapıdan içeri süzülürken kişilik ve yaşam değiştiririm. Her kapı bir sorudur. Yanıtı ise yaşamı kabullenmektedir.”

Juliette Binoche’nin bugüne kadar hangi filmlerde oynadığını ve ne gibi ödüller kazandığını merak ediyorsanız alttaki listeleri incelemenizi tavsiye ederim!

Ödüller

2010 – Kahire Uluslararası Film Festivali – Yaşam Boyu Onur Ödülü

2010 – Cannes Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu – Aslı Gibidir

2001 – Avrupa Film Ödülü – Seyirci Özel Ödülü – Çikolata

1997 – Oscar – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – İngiliz Hasta

1997 – Berlin Uluslararası Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu – İngiliz Hasta

1997 – BAFTA – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – İngiliz Hasta

1997 – Avrupa Film Ödülü – En İyi Kadın Oyuncu – İngiliz Hasta

1996 – National Board of Review – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu- İngiliz Hasta

1994 – Sezar Ödülü – En İyi Kadın Oyuncu – Üç Renk: Mavi

1993 – Venedik Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu – Üç Renk: Mavi

1993 – Berlin Uluslararası Film Festivali – Berlinale Camera

1992 – Avrupa Film Ödülü – En İyi Kadın Oyuncu – Les Amants du Pont-Neuf

Filmografi

À coeur ouvert 2012 Mila

Cosmopolis 2012 Didi Fancher

La vie d'une autre 2012 Marie Speranski

Elles 2011Anne

Mademoiselle Julie (TV movie) 2011 Mademoiselle Julie

The Son of No One 2011 Loren Bridges

Copie conforme 2010 Elle

Shirin 2008 Woman in audience

L'heure d'été 2008 Adrienne

Paris 2008Élise

Dan in Real Life 2007Marie

Disengagement 2007 Ana

Le voyage du ballon rouge 2007 Suzanne

Breaking and Entering 2006 Amira

Quelques jours en septembre 2006 Irène Montano

Paris, je t'aime 2006 Suzanne (segment “Place des Victoires”)

Mary 2005 Marie Palesi / Mary Magdalene

Bee Season 2005 Miriam

Caché 2005 Anne Laurent

Country of My Skull 2004 Anna Malan

Décalage horaire 2002 Rose

Chocolat 2000 Vianne Rocher

Code inconnu: Récit incomplet de divers voyages 2000 Anne Laurent

La veuve de Saint-Pierre 2000 Pauline (Madame La)

Les enfants du siècle 1999 George Sand

Alice et Martin 1998 Alice

The English Patient 1996 Hana

Un divan à New York 1996 Beatrice Saulnier

Le hussard sur le toit 1995 Pauline de Théus

Trois couleurs: Rouge 1994 Julie Vignon (de Courcy)

Trois couleurs: Blanc 1994 Julie Vignon (de Courcy)

Trois couleurs: Bleu 1993 Julie Vignon – de Courcy

Damage 1992 Anna Barton

Wuthering Heights 1992 Cathy Linton / Catherine Earnshaw

Les amants du Pont-Neuf 1991 Michèle Stalens

Women & Men 2: In Love There Are No Rules (TV movie) 1991 Mara

Un tour de manège 1989 Elsa

The Unbearable Lightness of Being 1988 Tereza

Mauvais sang 1986 Anna

Mon beau-frère a tué ma soeur 1986 Esther Bouloire

Le meilleur de la vie 1985 Une amie de Véronique au bar

Rendez-vous 1985 Nina / Anne Larrieux

Adieu blaireau 1985 Brigitte

La vie de famille 1985 Natacha

Les nanas 1985 Antoinette

'Je vous salue, Marie' 1985 Juliette

Fort bloqué (TV movie) 1985 Nicole

Dorothée, danseuse de corde (TV movie) 1983
Liberty belle 1983 La fille du rallye <

Shameless 3. sezon finali

Her bölümü dolu dolu geçen, asla sıkılmadığınız, üzüntü, mutluluk, kahkaha, acıma ne varsa size bir bölümde defalarca yaşatabilen dizi Shameless geçtiğimiz hafta 3. sezon finalini yaptı. Daha önce şöyle bir tanıtım yazısı yazmıştım.

Oldukça dolu geçen sezon, daha ilk bölümden bize zaten umut vermişti. 2. sezon sonunda kaldırımda sızdığını gördüğümüz Frank‘in Meksika’da uyanması, evde onu sadece Debbie‘nin bekliyor olması, Fiona‘nın ailesine bakabilmek için kanalizasyon atıkları temizlemesi, Lip‘in zekasıyla üniversitelileri alt etmesi, Kevin‘in eski karısı ve çocuğunun ortaya çıkması, Karen‘ın hiç ortalarda görünmemesi ve en bombası; Ian‘ın görüştüğü adamın Steve‘in babası olması!

Dizimiz neyse ki 4. sezon onayını aldı ancak, sanıyorum ki 3. sezon dizi adının anlamını tam hakkıyla veren bir sezon oldu. Sheila kızının eski kocasıyla ilişkiye başladı, Kevin ve Victoria birlikte porno çekerek para kazanma yoluna girdiler, üstelik taşıyıcı anne bulamadıkları için Kevin Victoria‘nın annesiyle sevişti (işler tabii ki fena sarpa sardı), Lip sübyancı bir öğretmenle birlikte olup foyasını açığa çıkardı, Frank sırf devletten yardım alabilmek için oğlu Carl‘ı kanser olduğuna inandırdı.

Artık daha da şaşıramayız galiba derken, Frank kendi çocuklarını sosyal güvenlik kurumuna ihbar etti ve çocuklar koruyucu ailelerin yanına verildi. Ancak tabii ki her şeye gücü yeten kızımız Fiona, onların resmi olarak sorumluluğunu kabul ederek kardeşlerini yeniden bir araya getirdi.

Son bölümlerde ise, Karen‘ın dönüşüyle yaşananlar, söz konusu aşk olduğunda bir kadının yapabileceklerini gözler önüne serdi. Steve‘in ne olduğu ve nerede olduğu hala merak konusu.

Lütfen çok ara vermeyelim Shameless!

http://www.youtube.com/watch?v=fwM8dIXlXUc

80’li yılların bilgisayar ve atari oyunlarına göz kırpan Oyunbozan Ralph!

80’li yıllarda çocukluğunu yaşayan oyun tutkunlarını mest edecek bir animasyon!

80’li yılların bilgisayar ve atari oyunlarına göz kırpan Oyunbozan Ralph!Oyunbozan Ralph’i, tamamen sıkıcı bir günde izleyecek başka hiçbir şey bulamamışken oflaya pofflaya izlemeye başladım.

Filmin ilk 5 dakikasından sonra önyargılarım dondurma gibi erimeye başladı ve 15. dakikadan itibaren filmi çok sempatik bulmuş, ilgiyle izlerken yakaladım kendimi!

Filmin ardından ise kesinlikle çok sevimli bir tat kaldı aklımda ve herkese tavsiye etmeye başladım!

Comodor 64 ve Amiga döneminde çocukluğunuzu yaşadıysanız o dönemin oyunları birçok yaşıtınız gibi sizde de büyük bir iz bırakmıştır.

Oyunbozan Ralph’in konusu eski tip bir atari salonunda geçiyor ve birdenbire kendimizi tadına doyamadığımız o oyunların içerisinde buluyoruz!

Oyunbozan Ralph bir atari oyunu içerisinde yaşayan kötü karakterdir. Görevi binaları yıkmak olan Ralph, oyunun iyi kahramanının tüm ilgi ve sevgiyi üzerine çekmesinden ve kötü karakter olmaktan çok sıkılmıştır, zaten özünde de tatlı ve iyi kalpli bir karakter saklıdır.

İyi bir kahramana olabilmesi için bir madalya sahibi olması gerektiğini öğrenen Ralph kendi oyununun dünyasından çıkarak atari salonundaki diğer makinelerin oyunlarının dünyasına gider ve diğer oyunlarda bir madalya kazanabilmek için büyük bir maceranın içerisine atılır.

Bu maceranın başında yolu Sugar Rush oyununda rastladığı Vanellope ile kesişir. Vanellope ele avuca sığmayan muzip, tatlı ve heyecanlı karakteri ve başına açtığı olaylarla Ralph’in hayatını değiştirecektir!

Rich Moore’un yönetmenliğini yaptığı animasyonda Ralph karakterini John C. Reilley, Vanellope karakterini ise Sarah Silverman seslendiriyor!

Retro oyun rüzgarlarına kapılıp renkli, sevimli ve ince esprilerle dolu bir animasyon seyretmek için mutlaka bu filme bir şans verin diyorum!

İngiliz zombileri: In the flesh

Malum, İngilizler ne iş yaparsa hayran hayran takip etmek, izlemek düşüyor hepimize. Bu sefer de çok iddialı bir yapıma el atmışlar; zombiler!

Mini dizi olarak 3 bölümlük kurgulanan In the Flesh, “uyanış”tan 4 sene sonrasını ele alıyor. Bütün zombi isyanları bastırılmış ve hepsi topluma geri kazandırılmaya çalışılıyor. Bu testi geçenler içinse sonuçlar o kadar kolay değil… 4 sene sonra ailelerinin yanına dönen zombiler için hayat gerçek bir drama halini alıyor.

İlk bölümü BBC3'te 17 Mart'ta yayınlanan dizinin ikinci bölümü de izleyici karşısına çıktı ve olukça güzel yorumlar alıyor, görünüşe göre hep bildiğimiz zombi hikayelerine farklı açılardan yaklaşan bir yapım olmuş. Yani yaşayan ölüleri izlemeyi seviyorsanız, In the Flesh kaçırmamanız gereken bir dizi!

Dexter’den 8. sezon videosu!

30 Haziran'da 8. sezonu ile dönüş yapacak olan sevilen seri katil Dexter'in, tanıtıcı bi videosu yayınlandı. Kendi sesinden dinlediğimiz ve kandan oluşan portresini görebildiğimiz Dexter, bize kontrolünü kaybettiğini ve bunun hiç hoş olmayacağını söylüyor.

http://www.youtube.com/watch?v=XKERHQcNtEE

İngiltere tarihine dönüş: The White Queen

Az önce, kendi adıma bu sene duyup da en çok sevindiğim televizyon haberini aldım; bütün kitaplarını bayılarak okuduğum Boleyn Kızı serisinin yazarı Philippa Gregory'in romanı The White Queen, BBC tarafından televizyona uyarlanıyor!

Ağustos ayında vizyona girmesi beklenen ve İngilizlerin her mükemmel dizilerini yaptıkları gibi 10 bölüm sürmesi beklenen dizide, Tudor Hanedanlığı'nın henüz başlamadığı dönemlerde tahtta olan Kral IV. Edward'ın hayatını izleyeceğiz. York Hanedanı'nın yakışıklı genci, dul ve düşman ailenin kızı Elizabeth Woodville'e aşık olunca ortalık karışıyor.

Dizinin başrollerinde ise Kral IV. Edward’ı canlandıran Max Irons ve Kraliçe Elizabeth rolündeki Rebecca Ferguson'ı izleyeceğiz.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=p7HZ5-dbjNY

Cannes afişi belli oldu!

Bu yıl 15-23 Mayıs tarihlerinde 66.sı düzenlenecek Cannes Film Festivali'nin resmi afişi belli oldu. Festivalin sürprizi ise; Jüri başkanı olarak atanan Steven Spielberg ve açılış filmi olarak gösterilecek olan The Great Gatsby!

http://www.youtube.com/watch?v=rARN6agiW7o