Göz yaşlarınıza değecek bir film: Aşk, Şimdi!

Bazı filmler kötü deneyimler bizzat başınıza gelmeden, sanki onları yaşamışçasına farklı bakış açıları ve anlamışlıklar edinmenizi sağlar; tıpkı bu film gibi!

Ol Parker’ın yönetmenliğini yaptığı başrollerinde Dakota Fanning ve Jeremy Irvin’in oynadığı Aşk, Şimdi! derin duygular hissetmek ve hayatta başınıza gelmemiş olsa dahi bazı duyguların ve kötü olayların yansımalarını keşfetmek isteyenler için oldukça etkileyici bir dram.

17 yaşındaki Tessa, kan kanseridir ve ölüme çok yaklaşmıştır. Tessa’yı tedavileri reddeder ve ölmeden önce yapmak istediklerinden oluşan bir liste hazırlar ve son kalan zamanını bunları gerçekleştirmeye adar.

Bu kadar genç birinin bu denli ciddi bir hastalıkla ümitsiz bir şekilde başa çıkmaya çalışması, hayata tutunma azmi ve bu durumunda onda yarattığı kabulleniş gibi ruh halleri filmi çok değerli kılıyor.

Evet, filmi izlerken hüngür hüngür ağlıyorsunuz; ama ardından aklınızda çok naif ve hayata bağlı bir hikaye tadı kalıyor.

Yok yere içinizi karartan bir dram asla değil, tam tersine bu tip tatsız olaylar hakkında iç görü edinebileceğiniz ve ölümcül hastalıklara sahip insanların duygusal dünyasını anlayabileceğiniz etkileyici ve öğretici bir film!

Jeremy Irvin’i ve Dakota Fanning’i başarılı performanslarından dolayı tebrik etmek lazım, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim!

Aşk Seanslarıyla hayata bağlanın!

Böyle filmler halimize şükretmemizi, elimizdekilerin kıymetini bilmemizi ve bambaşka dünyaları anlayabilmemizi sağlıyor!

Aşk Seanslarıyla hayata bağlanın!Dram izlemek istiyorsanız, işte size sağlam bir film, Aşk Seansları! Bu film, içerisinde romantik ögeler barındıran, hayatın tadından tuzundan dem vuran, kiminin elindekileri kiminin ise yalnızca hayal edebildiklerini gösteren farklı bakış açılarına sahip gerçekçi ve sağlam bir dram!

Ben Lewin’in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerini Helen Hunt, John Hawkes ve William H. Marcy paylaşıyor.

Hayatınızı, imkânlarınızı ve sınırlarınızı farklı bir penceren görmenizi sağlayan filmin konusu kısaca şöyle:

Mark O’Brian küçük yaşta çocuk felci geçirmiş ve boynundan aşağısı felç olarak kalmıştır. Bu şekilde hayatını sürdürmeye çalışan Mark, hayattan mümkün olduğunca elini eteğini çekmemiş üniversiteden mezun olmayı başarmış keskin zekâlı bir şairdir.

Ancak her ne kadar çabalasa da fiziksel sınırlılıkları gereği Mark’ın karşı cinsle hiçbir tecrübesi olamamıştır. Bakire olan şaire bir gün bir gazeteden engellilerin seks yaşamıyla ilgili bir yazı dizisi hazırlaması için teklif gelir.

Bu olayla Mark kendini aşk ve seks konularında yetersiz hissetmeye başlar ve her pazar gittiği kilisesinin rahibine ve bir engelli terapistine danışarak seks deneyimleri edinmeye karar verir.

Cherly, engellilere 6 seansta kendi bedenlerini cinsel olarak keşfetmeleri ve bir başka kişiyle seks yapabilmelerini öğretebilmek amacıyla para karşılığında onlarla birlikte olan bir seks terapisti / vekilidir.

Mark ve Cherly arasındaki seanslar ilerledikçe seksüel gelişme haricinde her ikisinin de hayatına bambaşka boyutlar katan farklı deneyimler ortaya çıkacaktır.

Aşk Seansları, öyle izleyip de karalar bağlayıp hüngür hüngür ağlamanıza neden olacak bir film değil!

Bu hikaye son derece pozitif ve insanı düşüncelere sevk eden olumlu bir sorgulama süreci yaratan, sonunda da aldığınız ilhamdan dolayı mutlulukla 1-2 göz yaşı dökebileceğiniz dozunda bir dramdan ibaret.

Engellilerin dünyasına biraz olsun farklı bir açıdan ışık tutması ve engelli olmayan diğer insanların aslında sadece “normal” olmakla ne denli büyük olanaklara sahip olabildiklerini göstermesi açısından son derece izlenmeye değer bir film.

Bir de küçük not ekleyeyim, Mark'ı oynayan John Hawkes'in gerçek hayatta engelli olmadığını öğrenince acayip şaşırdım ve o halde bu nasıl bir performanstır diye düşündüm! Filmi izlerken engelli bir Hollywood yıldızı herhalde diye düşünmüştüm gerçekten de!

Bir diğer ekleyeceğim şey; film gerçek bir olaya dayanıyor ve insanı etkileyen, kalbimize dokunan sıcaklığı da buradan kaynaklanıyor herhalde!

zp8497586rq

Kıyamet Günü, tsunami felaketini size birebir yaşatacak!

Bu filmin % 70’ini hüngür hüngür ağlayarak izledim ama değdi, sonunda halimize ettiğim binlerce şükür de cabası oldu!

Kıyamet Günü, tsunami felaketini size birebir yaşatacak!Felaket filmlerini sevmem aslında, ne gerek var kötü olaylar her zaman ve olacağı zaman engellenemez bir biçimde oluyor, bir de ekstradan senaryolaştırılmış hallerini izleyip de yüreğimizi daraltmaya ne gerek var diye düşünürüm!

Ama, bu filmdeki hikaye gerçek! 26 Aralık 2004 yılında Tayland’da yaşanan dünyanın en büyük tsunami felaketinden tam tekmil sağlam çıkmayı başarmış bir ailenin mucizevi kurtuluş öyküsüne dayanıyor!

Filmin orijinal adı Lo Imposible yani İmkansız, hakikaten de beş kişilik bir ailenin böylesi bir kıyametten full kadro sağ çıkmayı başarabilmeleri neredeyse imkansız bir olay, kaderden başka hiçbir kavramla açıklanamayan bir fenomen!

http://www.youtube.com/watch?v=Bgw394ZKsis

Juan Antonio Bayona’nın yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Ewan Mcgregor ve Naomi Watts’ı izliyoruz.

Yukarıda olayın aslından bahsettim ama kısaca bir daha filmin konusunu anlatacak olursak:

Maria ve Henry üç oğullarıyla birlikte yılbaşı tatillerini geçirmek üzere Tayland’ın tropik bir yarım adasında bulunan denize sıfır bir tatil köyüne giderler.

Yılbaşı akşamını eğlenerek büyük bir mutlulukla geçiren aile, ertesi gün havuz başında zaman geçirirken birden dev tsunami dalgaları üstlerine gelmeye başlar.

Bu andan itibaren yaşanan can pazarına, kurtulma hikâyelerine, ayrılıklara ve kavuşmalara tanıklık edeceğimiz son derece dramatik bir hikaye ile baş başa kalıyoruz.

Film gerçekten çok kaliteli bir yapım ve efektleri, oyunculukları ve mekânları oldukça profesyonelce, size tsunamiyi bizzat yaşatıyor desem tam yeri!

Türünün iyi örneklerinden biri olan bu filmi izleyip de halimize şükretmemek mümkün değil!

zp8497586rq
zp8497586rq