Göz yaşlarınıza değecek bir film: Aşk, Şimdi!

Bazı filmler kötü deneyimler bizzat başınıza gelmeden, sanki onları yaşamışçasına farklı bakış açıları ve anlamışlıklar edinmenizi sağlar; tıpkı bu film gibi!

Ol Parker’ın yönetmenliğini yaptığı başrollerinde Dakota Fanning ve Jeremy Irvin’in oynadığı Aşk, Şimdi! derin duygular hissetmek ve hayatta başınıza gelmemiş olsa dahi bazı duyguların ve kötü olayların yansımalarını keşfetmek isteyenler için oldukça etkileyici bir dram.

17 yaşındaki Tessa, kan kanseridir ve ölüme çok yaklaşmıştır. Tessa’yı tedavileri reddeder ve ölmeden önce yapmak istediklerinden oluşan bir liste hazırlar ve son kalan zamanını bunları gerçekleştirmeye adar.

Bu kadar genç birinin bu denli ciddi bir hastalıkla ümitsiz bir şekilde başa çıkmaya çalışması, hayata tutunma azmi ve bu durumunda onda yarattığı kabulleniş gibi ruh halleri filmi çok değerli kılıyor.

Evet, filmi izlerken hüngür hüngür ağlıyorsunuz; ama ardından aklınızda çok naif ve hayata bağlı bir hikaye tadı kalıyor.

Yok yere içinizi karartan bir dram asla değil, tam tersine bu tip tatsız olaylar hakkında iç görü edinebileceğiniz ve ölümcül hastalıklara sahip insanların duygusal dünyasını anlayabileceğiniz etkileyici ve öğretici bir film!

Jeremy Irvin’i ve Dakota Fanning’i başarılı performanslarından dolayı tebrik etmek lazım, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim!

Son yılların en iyi korku filmlerinden biri; Lanet!

Korku sineması izleyicilerini tek bir cümlede buluşturan film: “gerçekten çok iyiydi”!

Korku filmi fanatiğini olarak; Scott Derrickson yönetmenliğinde çekilen ve başrollerini Ethan Hawke, Juliet Rylance ve Fred Dalton Thompson’ın paylaştığı orijinal adıyla Sinister Türkçe adıyla Lanet’i cidden çok beğendim.

http://www.youtube.com/watch?v=pgYxydrVlDk

Korku filmlerinden hiç korkmayan eşimi bile ürperten ve büyük bir ilgiyle hiç sıkılınmadan izlenebilen bu güzide filmin konusu şöyle:

Gerçek suç olaylarını araştırıp haklarında romanlar yazan ünlü yazar Ellison Oswalt, yeni bir olay üzerinde çalışmaya başlar ve ailesiyle birlikte olayın geçtiği eyalete ve hatta direkt o

eve taşınarak araştırma yapmaya girişir.

Evin tavan arasında bir kutu içerisinde 8 mm’lik filmler bulan yazar, filmleri izlemeye başlar ve kendini kökleri 1960’lı yıllara dayanan korkunç bir cinayet öyküsünün içerisinde bulur.

Korku filmi sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir film, hele sinemada izlemek iyice zevkli olur!

Kahkahalar ata ata izlenecek bir komedi dizisi; New Girl!

Müthiş esprileri ve komik ötesi halleri ile bu “yeni kız” hepimizin hayatına güneş gibi doğacak!

2011 yapımı Elizabeth Meriwether yönetimindeki komedi dizisi New Girl, ülkemizde henüz yeni yeni meşhur olmaya başladı!

2012 yılında 2. sezonu yayınlanmaya başlayan dizi, bu yazıyı yazdığım 2013 Ocak ayında 2. sezon bölümlerinin çekimlerine devam ediyor.

Dizinin takipçilerine şimdiden müjde vereyim; New Girl’ün aldığı olumlu eleştiriler sayesinde 3. sezonu da şimdiden garantilediği konuşulanlar arasında!

Hâlihazırda 2. sezonu Digiturk Foxlife kanalında yayınlanmakta olan Zooey Deschanel’in başrol oyunculuğunu üstlendiği dizi sıcacık bir arkadaşlık komedisi izlemek isteyenlere ilaç gibi gelecek!

http://www.youtube.com/watch?v=2qqojuj1zoU

Her bölümünü büyük bir zevkle ve kahkahalar ata ata izlediğim ince

bir zeka ve ince espirilerle donatılmış New Girl’ün konusu özetle şöyle:

Kötü bir ayrılığın ardından tatlı ve nevi şahsına münhasır hareketleriyle dikkatleri üzerine çeken ilkokul öğretmeni Jessica kısaca Jess (Zooey Deschanel) kendine kalacak yeni bir yer aramaya başlar.

Jess gazetede gördüğü “3 kişinin yanına bir ev arkadaşı aranıyor” ilanını gözüne kestirir ve görüşmeye gider.

Böylece aynı evde yaşayan Chicago’lu pesimistik ve bezgin bir barmen olan Nick (Jake Johnson), kurumsal bir şirkette çalışan komik ve çapkın karakterli kazanova Schmidt (Max Greenfiled) ve Nick’in ilkokuldan arkadaşı basketbol koçu uyumlu ve iyi kalpli Winston (Lamorne Morris) ile tanışarak onların 4. ev arkadaşı olur!

Jess ile birlikte her biri kendi karakteri içerisinde oldukça enteresan ve komik hallere sahip bu 3 erkeğin hayatına yepyeni olaylar ve Jess’in en yakın biricik arkadaşı Hint asıllı alımlı manken Cece (Hannah Simon) de girecektir!

Sevimli ve yardımsever tavırları, yaşama sevinci, enteresan huyları ve kahkahalar attıran komiklikleriyle Jess, erkeklerin dünyasına adeta bir güneş gibi doğacak ve ortaya çıkan kadın – erkek çatışmaları ve arkadaşlık halleri tüm izleyicilere keyifli kahkaha dolu saatler yaşatacaktır!

Bol ödüllü bir müzikal drama dizisi; Nashville!

Müzik divalarının gerilimli çatışmalarını izlemek isteyenler böyle buyursun!

Önce hemen “Nashville de ne ola ki?” diyenler için biraz bilgi vereyim, sonrasında yorumlar gelsin!

Nashville, çok sayıda Akademi Ödülü’nün sahibi başarılı yönetmen Callie Khouri’nin yönettiği bir Amerikan müzikal drama dizisi!

Dizinin başrol oyuncuları American Horror Stories’in ilk sezonundan aşina olduğumuz Connie Britton (Rayna Jaymes rolünde) ve Heroes dizisinin güzel sarışını Hayden Panettiere (Juliette Barnes rolünde).

Rayna James dünyaca ünlü efsane bir country müzik süperstarıdır. Ancak kariyeri aradan geçen yıllar neticesinde düşüşe geçmeye başlamıştır.

Plak şirketi masraflarını azaltmak için Rayna’nın tüm turnelerini iptal eder ve country müziğin kraliçesine kariyerine devam edebilmesi için yeni yetme ukala bir country müzik yıldızı olan Juliette Barnes’ın turnesine dâhil olmasını ve bir de üstüne üstlük sahneye ondan önce çıkarak konserin açılış sanatçısı olmasını teklif eder! (Pes yani resmen düşmana edilmeyecek bir teklif!)

Rayna ekonomik buhranlar, kariyeri ve kişiliği arasında sıkışıp kalmıştır. Politikacı olan sürekli kişilik çatışmaları yaşadığı babasından da yardım almayı reddetmektedir.

Henüz keşfedilmemiş yeni bir müzik dehası olan Clare Bowen (Scarlett O’Connor oynuyor) acaba Rayna’ya yepyeni bir kariyer fırsatı yaratma konusunda yardımcı olabilecek midir?

http://www.youtube.com/watch?v=gRA1JiLrK_k

Müzikal dramalara bayılırım! Dozunda müzik sahneleri iyi işlenmiş bir senaryo dâhilinde ilerleyen bir öykü, hem müzik hem de dizi keyfimi aynı anda tatmin etmemi sağlıyorsa ne mutlu bana!

Bu dizide efsanevi şarkıcı rolünde izlediğimiz Connie Britton da yeni yıldız rolündeki Hayden Panettiere de göz zevkimize hitap eden güzel ve yetenekli hatunlar!

Zaten diziye gözüm ilk, şıkır şıkır elbiseleri içerisinde kulağa hitap eden şarkılar söyleyen bu güzel kadınları görünce takıldı!

Hani kaliteli bir yapım derler ya, Nashville tam da böyle bir dizi! Sanat ve kostüm yönetmeni belli ki iyi iş çıkartmış, çünkü gördüğünüz sahnelerden arka planlardan oyuncuların giydiği kostümlerden ve mekânların dekorasyonundan cidden keyif alıyorsunuz!

Kast bölümü de çok iyi bence, bu dizide pek de daha önce izlemediğim oyuncularla karşılaştım ama onları rolleriyle özdeşleştirme konusuna gelince hiç zorlanmadım!

Bir 2012 dizisi olan Nashville henüz ilk sezonunda olmasına rağmen 39th People’s Choice Ödülleri ve Writers Guild of America Ödülleri’nden her ikisinden de en iyi senaryo ödülüne ve tam 4 adet Satellite Awards’a layık görüldü! Golden Globe Ödülleri’nde de en iyi kadın başrol oyuncusu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dallarında adaylığa sahipti!

Müzik dünyasının ardında divalar ne gibi çatışmalar yaşıyor, ne gibi entrikalı olaylar dönüyor izlemek isterseniz bu dizi sizin için biçilmiş bir kaftan!

Nereden izleyebiliriz diyorsanız, internet haricinde dizi şimdilik Digiturk Dizimax Entertainment kanalında gösterimde!

Bu ‘Medyum’ tüm kırmızı ışıklardan geçiyor!

Öncelikle hemen belirteyim; film hakkında bir tanıtım ve mini bir yorum yazacağım, dolayısıyla filmi izlemediyseniz bile yazımı okuyabilirsiniz!

Bugünlerde vizyonda olan en etkileyici gerilim filmlerinden biri olan Red Lights nam-ı diğer Medyum; gerçekten türünün oldukça başarılı bir örneği!

Robert De Niro, Sigourney Weaver ve Cillian Murphy’nin şahane oyunculukları arasında geçen ve bu tansiyonu hiç düşmeyen filmin konusu ise şöyle:

Paranormal olaylar ve yetenekler konusunda araştırmalar yapan kuşkucu bilim kadını Dr. Margaret Matheson (Sigourney Weaver) ve onun genç asistanı Tom Buckley (Cillian Murphy), paranormal olay ve yetenekleri Matheson’ın “kırmızı ışıklar” adını verdiği bir metotla çürütmeye çalışmaktadır.

Kırmızı ışıklar tezi yaşanan her doğaüstü olayın ardında gizli bir takım hileler olduğu varsayımına dayanmaktadır.

İki akademisyen bir yandan olayların peşine düşüp yalanı ve doğruyu ayırt etmeye çalışırlarken bir yandan da zihinlerindeki inanç denizi ile boğuşmaktadırlar.

Bir de olaya dünyaca ünlü efsanevi kör medyum Simon Silver (Robert De Niro) karışınca, bilimsel araştırmalar ve paranormal olaylar arasında tam bir kördüğüm yaşanmaya başlar.

http://www.youtube.com/watch?v=KwXoB2m8lvI

Akıllıca bir senaryo, ters köşeler ve sürekli yükselen bir tansiyon, filmde yer alan aktör ve aktrislerin mükemmel oyunculuğu ve yüksek bir bütçenin yansıttığı kalite ile de birleşince, ortaya gerçekten izlenesi bir film çıkıyor!

Medyum her kesimden izleyicinin izleyebileceği düzeyde klas ve ölçülü sahnelerden oluşuyor, rahatsız edici sahneler içermiyor. Bugüne kadar gördüğüm az sayıda klas gerilim filmlerinden biri!

Son bir yorum daha yapacak olursam, bu filmin 3 başrol oyuncusu da bence cast olarak çok iyi seçilmiş. Robert De Niro’yu medyum, Sigourney Weaver’ı kuşkucu bir bilim kadını ve buz mavisi gözleriyle Cillian Murphy’i bir metafizik araştırmacısı olarak izlemeye bayıldım!